26 Mart 2010 Cuma

İclal Aydın, epic fail ve can sıkıntısı

İclal Aydın eski sevgilisi ve eski eşi Tuna Kiremitçi'nin yazdığı "Jacqueline ve ben süperiz" temalı yazıya gocunmuş ve her kadının otomatikman vermesini beklediğim "Jacqueline kim !?!??" tepkisini vermeden kendince ayarı döşemiş.

Batırdığı nokta ise Tuna Kiremitçi'nin bahsettiği Jacqueline'nin 1987 yılında ölmüş olan bir çellist olduğuymuş.

Can sıkıcı nokta , böylesi insanların bile köşe yazarı olmaları ve büyük ihtimal onların yazılarını çok seven, onu okudukça entellektüellite ile dolduklarını sanan (bsg) okurlarının olması. İclal Aydın'ın köşesini takip etmem, kendisini pek tanımam ama yerleştirildiği "köşe yazarı" statüsünden dolayı baya baya batırmış olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyorum.

Yatakhanede biri böyle birşey yapsa eze eze komaya sokardık lan.

Ayrıca sevgili google, şifremi hatırlayamadım ve hatırlama çabalarım sonucu çıkardığınız "aşağıdaki kutuda yazanları bir aşağıdaki kutuya yazın" kısmındakileri okuyamayarak değişirler umuduyla civardaki bir yere tıkladım. Meğerse yazanların sesli söylendiği bir özellikmiş, resimdeki tekerlekli sandalyeden tahmin etmeliydim.(?)

Sakatlara bu kötülüğü yapma hakkınız yok lan, o ses ne öyle. Gece gece altıma sıçıyordum neredeyse. Topu topu 8 tane harf için adam 30 saniye konuştu, harfleri söylerken neden arada "one" falan dedi onu da çözemedim. Dalga mı geçiyosunuz lan sakatlarla ?

16 Ocak 2010 Cumartesi

Facebook ve renk çılgınlığı

Farketmişsinizdir, yakın zamanda facebookta kızlarımızın profillerinde bir renk çılgınlığı yaşandı.

Meme kanserine dikkat çekmek amacı ile yapıldığı söylenen bu olay sonucu kızlarımız profillerine sütyenlerinin renklerini yazmaya başladılar ve evet başarılı oldular. Dikkat çekildi.
Çoğunluk pembeymiş bunu farkettik. İlginç bir şekilde beyaz yoktu. Ben mi cahilim acaba diye düşünmeden edemedim.

Ama kaçırılan nokta şuydu ki biz Türkiye'de yaşıyoruz. Gerçekten yakın arkadaşlarınız hariç bir kıza "Selam, meme kanserine dikkatimin çekilmesini istiyorum o yüzden bana sütyen rengini söyler misin?" dersek neler olacağını az çok tahmin edebiliriz. Olası senaryolarda kızın erkek akrabaları da katılım gösterebilir.

Ben mi çok katı ve geri kafalıyım bilemiyorum ve aslında öyle olduğumu da sanmıyorum da , bu işin bu kadar hevesle karşılanması beni şaşırttı.

Bilen bilir internette bir "attention whore" kavramı vardır. Bu insanlar ki genelde kızlar olur anatomik özelliklerini de cümle arasına sıkıştırarak ya da "ufff çok mutsuzum" (evet çok dandik bir örnek oldu) tarzı sözler ile dikkat çekmeyi pek severler. E karşı tarafta da celallenmeye hazır gençler oldukça istedikleri ilgi misli misli onlara geri döner.

Evet meme kanseri kötü bir durum ve duyduğuma göre 4 kadından 1i ne yazık ki bunu yaşıyor. Ama bir hastalığa çekilecek ilginin içinde eğer sex sells mantığı varsa, o ilgiden hayır gelmez ve bende hepsini olmasa da çoğunu attention whorelukla suçlarım.

( Bu arada gururla farkettim ki KALlı kızlar genelde umursamamış bu olayı)

Ben hala bu olayın mimarının American Pie tarzı cinliklerle yoğurulmuş erkekler olduğunu düşünüyorum. Ayrıca anlamadığım nokta da hastalığa ilgi çekmenin ne gibi bir yararı olacak? Hadi tamam otizm gibi insanların genelde / haliyle pek bilgisinin olmadığı bir durum olsa tamam da bu o kadar uç bir örnekte değil.


(yazı boyunca her türlü prostat kanseri şakasından uzak duruşumu saygıyla karşılayın )


15 Ocak 2010 Cuma

Başlangıç zamanı tersine dönmüş 01-10

blog mlog olayları yen keşfediyorum ben bunları, aslında çok da garip değil liseye başladığımız yıllarda internet olayı bu kadar yaygınlaşmamıştı, hala 145 mi daha ucuz 146 mı muhabbeti dönüyodu lise kordiorlarında.

aslında ilk konuşurken futbol falan yazarız demiştik de, adı yatılıtayfa olan bir bloga bir yatılı girizgahı yapmadan da başlanmaz ki. geçmiş geçmiş de kaldı, eski yıllardan bahsedip de hüzünlenmenin hiç anlamı yok bence=) ama daha ziyade yatılı olmanın günümüz hayatına bıraktığı izlerden bahsetmek lazım belki de.

ulan düşünüyorum da bir okul çıkışı sen dönemden 3-5 arkadaşınla beraber yatakhaneden arkadaşlarını gasp etmiş gaspçıları kovala, sağlıklı adam işi değil bu. yine olsa yine yaparız, o ayrı mevzu. ama şimdi düşüyorum da amma salakmışız lan, adamlardan biri soksa bıçağı napıcaktık?

o zamanlar televizyon, telefon, bilgisayar, gameboy, ogo, kamera gibi her türlü elektronik alet büyük eğlence ve değerli şeylerdi yatakhanede. o yıllarda insanın en büyük derdi yalnız kalamamaktı belki de, şimdi mal mal bloga yazı yazıyorum =) işin özü hiçbir elektronik alet bir yatılı eblemesi kadar eğlendirmiyo insanı.

o zamanlar ramço kötü adamdı bizler için, sonlara doğru anladık gerçi ne kadar iyi niyetli ve babacan biri olduğunu ama tekrar tekrar düşününce kral adammış Ramadan=) Hocamız diyoruz. sevgiyle selamlıyoruz.

sayfanın adı da leyli meccani, ulan insan her zamk gördüğünde ya da Çetinkaya'nın her önünden geçişinde yatakhane gelir mi aklına yaaaa=) sadece bana, serhat, emreye, kubyye olmuyodur bu yani. az mı saçmaladık o zamklarla yatakhanede.

adam da oluyoruz yavaş yavaş, Boss dioduk adama hayata da ilk o atıldı bizim içimizden. adam yarına yetiştirmem dava dosyası var diyerek erken kalktı doğum günümden, halbuki o hala sırtında kestane yazan kardeşimiz bizim=) darısı başımıza, şahsen ben okulu bitirir bitirmez join the army yapmayı planlıyorum. çok entelim ingilizce yazdım arayı=)

askerlik demişken çoğu yatılı kurmuştur başka bir yatılıyla beraber askerlik yapmanın hayalini, gideceğimiz zamanların bile çok farklı olacağını düşünecek olursak baya fantastik bir durum.

değişen birçok şeyle beraber değişmeyenler de var. mesela beraber maçlara gidenlerimiz, hala beraber maçlara gidiyor. ya da bir araya geldiğinde ana konu futbol oluyor. ya da her okul çıkışı net kafeye koşanlarımız bir araya gelip sabaha kadar pc game partisi veriyor. mert'in poke'nin evdeki laptoplı süper pozu geldi aklıma nedense=)

ordan burdan baya saçmaladım, rahat okuyun diye atladım araları hep. iyi yazamam ama iyi konuşurum. yahu bunu da yazarken bu cümlenin genel şablonunu Can Altuğ Seçilmiş'ten çaldığımı farkettim. hepinize bol menajerli günler=)

Hala geceleri de buradayız

Yatılı 2001imizin blogunun ilk günü, yatılılar olarak belki de yıllar sonrasına bıraktığımız izlerden kardeşliğimiz harici en kalıcı olacak bir iz. Bugün hakkında birşeyler yazmak, yıllar sonra da açıp okuduğumda "işte o gün!" diyebilmek için birşeyler yazmak istiyorum.

Spor hakkında yazacak bir birikimim yok, o işe girmeye gerek yok. Son bir kaç senede spora en yaklaştığım an Beşiktaşta Şöhretlerde köfte yerken ki anlardır sanırım . Evde televizyon olmadığı için takip edemiyorum.

İsrail - Türkiye arasında yaşanan ve dünyanın belki de en saçma diplomatik krizi olan şu son kriz hakkında aklımdakileri yazarak başlayacağım.

Böyle saçma bir iş olabilir mi?

Türkiye'de bile belli bir kesim harici ciddiye alınmayan bir dizi uluslararası bir krize neden oldu. Kurtlar vadisini liseden beri izlemiyorum. Neler oluyor neler bitiyor bilmiyorum, yeni karakterler hakkında bilgim yok ve öğrenmeye niyetim de yok. Sadece Halo dayının kafasının balta ile kesildiğini duydum ve o bile izlemediğim için birşey kaybetmediğimi kanıtladı.

Bu dizide Mossad ajanları bebek hırsızlığı yapmış. İsrail'de bu işe çok içerlemiş. İşiniz yok Kurtlar Vadisi mi izliyorsunuz sayın İsrailli yetkililer?

Bu korkunç hırsızlık üzerine Türkiye elçisi çağırılmış ve bir koltuğa oturtulmuş. Bu koltuk İsrail elçisinden daha alçak bir koltukmuş. Musevi usulü pufa oturtma deneyi gibi birşeydir belki de.

Böylesi saçma bir krizle geçen günler ardından Hammurabi'nin kısasa kısas yöntemi gibi Tayyipte atara atar yaparak durumu idare etti, kriz bitti.

Bu günü gelecekte hatırlamama yardımcı olacak bir başka nokta da dün gece büyük ümitler ile indirdiğim 64 bitlik windows7 min ( kopya değil baya baya orjinal, msdnaa sağolsun ) yüklenmemesiydi. Acemiliğime ve dikkatsizliğime gelerek "4gb ramin 4ünüde kullanıcam yarabbim" gazıyla 64 bitlik sistem kurmaya çalıştım ama olmadı. Kısmet.

Msndnaa dedik peki o ne

www.msdnaa.com

MSD academic alliance isminde bir site, bir çok okulun bu site ile anlaşması var ve bu sayede öğrenciler birçok büyük yazılımı aynen benim windows7yi indirdiğim gibi indirebilip kullanabilip sevinebiliyorlar.

OHA NE GÜZEL BEN BUNU BİLMİYORDUM DUR MSNDEN ARKADAŞLARA SÖYLEYEYİM!

demeyin.

Eğer mühendislik yada bilgi işlem tarzı bir bölümde değilde mesela heykeltraşlık okuyorsanız üzgünüm, bu sistemde büyük ihtimal kaydınız yoktur. Hemen gaza gelmeyin, beklentiyi en ufakta tutarak sitede şansınız yine de deneyin. Üye ismi genelde okulunuzun verdiği öğrenci maili oluyor. xxxxx@stu.bahcesehir.edu.tr mesela.

Onun harici de, direk günü değil de bu zamanları hatırlamak için kullanabileceğimiz başka bir araçta Avatar filmi.

Hem normal hem üç boyutlu izledim. Üç boyutlu cidden güzel oluyormuş onu gördüm. Star Wars'u da üç boyutlu yapar umarım George Lucas amca da nerdlüğün dibine vururum.

Gün itibari ile izlemeyen hala var mı bilmiyorum ama varsa da bir şekilde izlesin. Güzel olmuş film. Kısaca değinmek gerekirse;

Pandora isminde bir gezegende yaşayan ve hayatlarını elf gibi ormanda doğal hayatı koruma vakfı olarak mı yaşasak yoksa yaradılıştan gelen usblerimiz ile çılgın mı atsak şeklinde geçiren mavi bir Na'vi ırkımız var.

Bunların dünyasında bulunan ve kilosu 20 milyar dolar eden bir element var. İnsanlarda sene 2154 oldu hala kilo hesabı ile maden çıkarıyoruz diye düşünmeden o element için kazıyorlar sağı solu, Na'vilerde sinir oluyor haliyle.

Film bu iki tarafın çarpışmaları ile devam ediyor, Na'viler Rambo stili ok atarak helikopter düşürüyor falan.

Film görsel açıdan bir çok şaheser ile dolu ama bilgisayar oyunları ya da fantezi ile ilgili biri için o kadar da acaip şeyler değil aslında. Evet, hava da uçan dağlar bile orijinal bir fikir değil arkadaşlar. World of Warcraft'ta neredeyse 3 yıldır varlar.

Star Wars dedik, World of Warcraft dedik az çok zevklerimi anlamışsınızdır. Yukarıda da bir windows muhabbeti geçti , tamam, sanırım gözünüzde ortalama bir nerd imajıda bıraktım. İlerleyen zamanlarda yer yer bu imajı yıkmaya yönelik, yer yer bu imajı güçlendirmeye yönelik yazılar ile geleceğim. Blogumuzu takip edin ki bizde yazalım, hep beraber eğlenelim :)




Geceleri de buradayız


Kar amacı gütmeyen müseccel markamız, yeni oyuncağımız sevgili blogumuzun ilk girdisi hepimize hayırlı olsun. İleride bu İNANILMAZ günü anımsadığımızda, saatli maarif takviminin arkasında on yıllar sonra yerini alacak bir kaç detaydan biri olarak bugünlerde neler yaşanmakta, azıcık bahsetmekte fayda var. Zira malum, bizim için hayli büyük bir adım.
Öncelikle bu akşam Fenerbahçe Ülker Euroleague'e veda etti, dün akşam Efes Pilsen'in Malaga'nın şeysiyle gerdeğe girmesinin ardından.
Trabzonspor Ankaragücü'nü Baki'nin iki ikramıyla 2-0 mağlup etti kupada. Demem o ki biz yatılı takımının defansında Emre'yle beraber çok daha güvenilir duruyorduk bugünkü Ankaragücü defansına kıyasla.
Şu sıralar İsrail'le zıtlaşıyoruz, gerizekalı bir Dışişleri Bakanları var ve hali ondan da vahim bir yardımcısı olması da cabası. Arap kamuoyunun ise ellerinde Tayyip Erdoğan posterleriyle ve Türk bayraklarıyla kendi aciz hükümetlerinden göremediklerini, bizim aciz hükümetimizden bekledikleri bir ortamdayız. Hatta Arap medyası bile "Sultan Erdoğan" başlıkları atıyor.
Yine de her birimiz biliyoruz ki, bir yatılının herhangi bir Araba olan bakış açısı, tarihe geçen şu veciz sözle özetlenebilir: "İç şarabı, sik Arabı."
Son olarak, porno film endüstrisinin, 3d görüntü teknolojisine yoğun ilgisi söz konusu şu sıralar. Hayırlı haber.
Bir koç kurban etseydik keşke..